Evet karlı bir Ankara akşamı ve yokuşumuz yeterince kaymaya müsait, çocukluk heyecanı uyandırıyor insanın içinde. Soğuktan donsak da, kaymayı, kardan adam yapmayı, donarak ölmeye tercih eden heyecan dolu bir çocuktum bende her çocuk gibi. Belki herkesten biraz fazla. Sahil kenarlarında, kumdan kale yapan bir çocuk değildim ben, ama, kardan çok mağara yapıp içinde ısınmayı umut ettim. Ama sıcak tutan yüreğimmiş ve ben çocukluğum boyunca beni ısıtanın kar olduğunu sanmışım. Geçen arkadaşım (doğru tabirle eş oluyor ama ben böyle kullanıyorum.) bana “haydi çocuğu alalım ve kayalım yokuşta, bütün komşular dışarıda, hepsi kayıyor karın tadını çıkarıyor.” deyince bende bir an içimde o iştahın olduğunu düşündüm ve kabul ettim. Hamza (oğlum) eğlensin diye de çıktım biraz da. Çıktık hasılı, gerçekten kadın erkek çoluk çocuk herkes yokuş aşağı bırakmış kendisini kayıyor. Babası ve oğlum da aynı şekilde kendilerini yokuş aşağı bıraktılar. Bayağı keyifliydiler Hamza’nın söylediği tek şey vardı, “Anne hayatımda hiç bu kadar eğlenmedim (hayatı kaç yılsa bitanemin.) çok güzel anne, çok güzel çok heyecanlı.” diye söyleyip durdu. Diyebilirim ki Hamza sevinçten çıldırdı. Oğlumu bu kadar mutlu görmek dünyanın en güzel duygusuydu. Babasıyla beraber kaymanın tadını yaşadı doyasıya, bende kameraya çekiyordum onları ve üşüyordum. Kar çocukluğumdaki gibi ısıtmıyordu, ama olsun Hamza’nın yüreği ve heyecanı ısıtıyordu beni de.
Derken “arkadaşım”, bana yoğun bir şekilde ısrar etti kaymam için. Evet bir yandan arkadaşımın baskısı, bir yandan mahalle baskısı, bir yandan doğrularımın baskısı. Doğrularımın baskısı mahalle baskısıyla paralel aslında. Bir de arkadaşımı ikna etsem olacak ettim de nitekim, ama küstü bana. Hayata farklı bir bakışı var hayat arkadaşımın, ama gel gör ki, bazen çakışıyoruz onun bana göre masum düşünceleri var, benim gibi değil. O çok farklı hayatta sadece önemsemesi gerekeni önemser. Çevre onun için en arka planda bile değil. İnsanın kendisi için yaşaması gerektiğine inanır bir bakıma güzel bakış açısı, ama, uygulanmıyor her zaman. Her şeye rağmen kaymalıydım ona göre. Ben kaymadım ve bu hayatımızın en önemli sıkıntısı oldu o akşam. Zaten fıtraten o ortamda yapabileceğim bir şey değildi. Zorda olsa anlattım. (ama anlamadı beniii.) Mahalle baskısı dedik ama, mahalledeki herkes baskıyı yenmişti ama ben kendimi yenemedim, olsun iyi ki de yenemedim. Ben takıntılı, düşüncelerime sadık yaşarım yanlışa çok tepki vermişliğim vardır ama o yanlışları yapmışlığımda. Ben doğru yaparım demem, ama titizlendikçe hata yapanlardanım. Gerçi çok şükür kişiliğim şu an beni memnun eder derecede olgunlukla yürüyor Allah’ın izniyle. Hayatımda öyle hatalarım var ki, bütün sayıların bütün katlarını toplasanız benim hatalarımın toplamını yine bulmazdı. Ama şimdi çok şükür diyebilecek bir yerdeyim. Artık normal hataları olan normal bir kul olmanın güzelliğini yaşıyorum. Yanlış anlaşılmasın orda kaymış olmak hatadır demiyorum ama kaymayı istememek benim prensibim diyelim.
Hayatta gördüğüm her çirkin insana bakıp şükretmeyi yeniden öğreniyorum. Ve her güzel insanda yeniden diriliyorum. Ve hayat arkadaşım, o çok farklı tepki vermez duyduğu hiçbir şeye, yanlışta olsa başını sallar geçer. Ve o hataların hiçbirini yapmaz. O olgun bir kişilik hayatı özümsemiş herkesi kendi hatasının utancıyla baş başa bırakır. Küçük şeylere takılmaz, büyük şeylere yorum yapmaz. Kaymam diye kızar, kızacağını sandığım şeylere susar. Neyse bu kadar anlattığıma kızabilir, kapatayım konuyu zaten yeniden kar yağıyor ve beni zor günler bekliyor. Neyse bütün baskılara rağmen kar güzel tertemiz bembeyaz ve ben bugün yüreğimi kar kadar seviyorum.
Ankara’ya kar yağıyor ve temizliyor bizi, temizlenmek isteyen herkesi, nasipsiz kalmamak ümidiyle saygılar.
Bunlar da ilginizi çekebilir:

Eiketler: Ankara, ankara akşamı, ankara yazısı, ankarada kış, kar yapısı, karda kaymak, karlı ankara, karlı yollar, mahalle baskısı
Yazınız çok güzeldi.
Ben burda arkadaşınıza tarafım. Kendinize mahalle baskısını siper etmişsiniz. Ondan destek almışsınız.
Kaymalı bence de, kaymalı. Bu en güzel, en çocukca eğlence. Kış bitmeden, karlar gitmeden sokağınızdan, arkadaşınızla bir daha çıkın yokuşun başına. Bırakın kendinizi.