Bu bloğu ilk açtığımda, sadece hayata dair bir kaç geyik yaparım diye çıkmıştım yola ve öylesine zamanlarda, öylesine yazılmış yüzeysel yazılara bırakmıştım bloğun kaderini.
Sonra birgün yüreğimi buraya döktüğümü farkettim, yüreğimden taşanları… Adı öfke oldu, hırs oldu bazen, sevgi oldu, arayış oldu bazen. Bazen eşsiz Sevgili oldu. Kimi zaman siyasetten dem vurdum, kimi zaman ferasetten, bazen senden, bazen benden yüreğim. Bazen gül kokulu oğlumdan, bazen vefasız yüreklerde harcandığımdan, bazen yokluğumdan, bazen inancımın varlığında kendimi bulmamdan…
Bugün ise, saydığım insani duyguların hepsinden içinde biraz barındıran güzel bir insandan bahsedeceğim sana sevgili blog…
Evet bu güzelliklerin hepsinden içinde birşeyler barındıran bir insan biliyorum, hani seslenirsin ya hayata bazen bir şarkıyla, “senin derdin dert midir benim derdim yanında.” Belki de teselli ettiği her insana, biraz bu şarkıyı mırıldanmıştır içten içe. Belki de eşsiz sıkıntıların sınavından geçmiş ve ona rağmen, hala güldüğünde güldürebilen bir insan. Herkes kadar insan bir yerde, ama bir yerde herkesten daha çok insan. Belki çok, güç timsali bir görüntüsü yoktur. Sorsam belki de Zeyna gibi görünmeyi isteyecek bir derdi de yoktur, çünkü o kul olmanın acziyetiyle Allah’ın büyüklüğüne sığınılacağını bilmiştir. Ve o da bütün hassasiyetiyle kadındır. Her kadın kadar biraz yalnızdır, belki de çok yalnızdır, ama, her kadın gibidir demek biraz hakısızlık olur, belki de çok…
Evet hassastır hala duyguları, bir terazinin bir tarafına aklını, bir tarafına yüreğini bırakırsan, yüreği baskın gelecek bir kadındır. Oysa acılarını koyarsan terazinin bir tarafına, diğer tarafına da mutluluklarını, somut olarak acıları ağır gelecektir belki de. Ama o terazide hep, yüreğinin güzellikleri ağır gelecektir. Ve o, belki de bu hayat sınavını hep yüreğinin ağır basmasıyla geçecektir.
İnsanlara en zor zamanlarında teselli olacaktır ve bir insanın yalnızlığında onu, sıcacık yüreğiyle kucaklayarak yaralarını sarmaya çalışacaktır. Oysa kendisinin belki de hala kanayan yaraları vardır sarılmayı bekleyen. Ama o, birileri gelip sarsın diye beklemeyecektir.
Onunda sevgileri vardır yüreğinde onu acılara salan, belki de içten içe getirdiği acılara rağmen bile mutluluk yaşatan sevgileri vardır. O, sevdiğine sahip olmayı değil, sadece yaşadığı sevgiye sahip olmanın mutluluğuyla yetinmiştir belki de çoğu zaman. Ve belki de yetinmeyi öğretmiştir ona hayat, çünkü o daha fazlasını hiç istememiştir. Çünkü o mutlulukları başkalarına kendi yüreğinden alıp, peşin peşin bağışlamıştır. Ama kendisi hiç bağışa muhtaç kalmamıştır. Çünkü onun yüreğinde, insaların kışlarda kaldığı zamanlarda bile, gözlerindeki sıcak bakışlarla yüreğine taşıdığı kışlık erzakları vardır her zaman. Ve Ağustos böceği gibi olan insanlar, karıncanın tedbiriyle hareket eden, yüreğindeki bu azmin, kara kışlarda bile onu muhtaç bırakmayacağını anlayamazlar. Onun yürek sıcaklığı kışın üşütmez, yazın terletmez. Ne kara kışlarda aç bırakır, ne kurak mevsimlerde susuz…
Evet Allah’ın kullarında tecelli eden birçok güzel sıfatından var onda da, ne olursan ol, ne yapmış olursan ol yine gel diyen Mevlanavari sözler var onun yüreğinde. Onun herkese açık sinesi, ve dost olmaya namzet her daim, onun ummanlar gibi yüreği…
Sana teşekkür ediyorum güzel insan, sevgiyi anlatmaktan yoksun kalmış kalemime, bir damla sevgi mürekkebi damlattığın için…
Bunlar da ilginizi çekebilir:

Eiketler: güzel insan, hayat sınavı, sevgi dolu yürek
ASIL GÜZEL İNSAN; SEVGİMLE SEVGİNLE YAŞA DAİMA… SENİ SEVİYORUM… TEŞEKKÜR EDİYORUM…